İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar, Aşiyan Parkı, Mezarlık ve Aşiyan Müzesi, Ziya Kalkavan Yalısı, Huber Köşkü, Gönen- Dadyan-Sandoz Yalıları.

Kültür, sanat, tarih ve tabiatın birlikteliği, muhteşem şehir İstanbul…

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar,

İstanbul’un gözbebeği Boğaziçi… Ve Boğaziçi’nin incileri Yalılar…

Bosphorus

Boğaziçi –“Bosphorus”- “İnek Geçidi” adının mitolojik bir hikayeden doğduğuna inanılmakta. Yunan mitolojisinin en büyük Tanrısı Zeus, Hera tapınağı rahibesi İo’ya aşıktır. Karısı Tanrıça Hera bu durumu anladığında, Zeus, Hera yakalamasın diye, İo’yu bir ineğe dönüştürür. Bu aşkı kıskanan Hera, İo’nun üzerine bir sinek gönderir. İo bu sinekten kaçarken buralara kadar gelir, Boğaz’ı geçer ve İstanbul Boğaz’ına adını verir.

İstanbul Boğazı, Karadeniz ile Marmara Denizini birbirine bağlayan 32 km. uzunluğunda bir suyolu. Ortalama derinliği 30 metre olmasına rağmen derinlik bazı yerlerde 100 metre’yi geçmekte. Bir çok nehir ve ırmakla beslenen Karadeniz’in fazla sularının 40 cm eğimle Boğaz üzerinden  Marmara ‘ya dökülmesi, Boğaziçi suyolunda güçlü bir üst akıntıya neden olmakta. Karadeniz ve Marmara Denizleri arasındaki tuzluluk oranlarının farkı ise dipte ters yönde Marmara’dan Karadeniz’e doğru bir akıntıya sebep oluyor.

İşte bu güçlü ve tehlikeli akıntılar Boğaziçi’nin uzun yıllar boyunca yerleşime açılmasına engel olmuş. Bizans İmparatorluğu döneminde Boğaziçi’nde hayat yok sadece Manastırlar bulunmakta. Boğaziçi’ni hayata açan 18. Yüzyıl Osmanlısı, nam-ı değer Lale Devri ve bu II.Abdülhamid dönemine kadar devam etmiş.

Boğaziçi Yalıları

Boğaziçi suyolunda gerek Osmanlı Döneminde gerekse erken Cumhuriyet döneminde olağanüstü mimariye sahip yapılar inşa edilmiş. Küçük olanları “yalı”, biraz büyükleri “sahilhane, en büyükleri ise “sahil sarayları” olarak adlandırılmış.

89 adet 1.sınıf, 209 adet 2.sınıf, 69 adette 3.sınıf yalı bulunmakta. Bir kısmı yangınlar nedeniyle yıkılan yalıların bazıları da maalesef mirasçıları tarafından rant uğruna satılmış ve yerlerine çirkin apartmanlar inşa edilmiş. Günümüzde ayakta kalabilenler o dönemdeki yalıların sadece dörtte biri.

Yalıların üslubu bazıları kazıklı ama çoğu karnıyarık şeklinde imiş. Ahşap olan yalılar, korunması zor binalar. O dönemde yangınların çok sık yaşanması nedeniyle geç tutuşması yüzünden, yalılarda aşı boyası tercih edilmiş. Aşı boyası adı verilen renk Osmanlı kırmızısı olarak da biliniyor. Boğaziçi yalılarında, Osmanlı devlet görevlilerin yalıları genellikle Osmanlı kırmızısı adı verilen aşı boyalı renkte olurmuş. Boğaziçi’ndeki rutubetten dolayı buradaki yalılarda belli mevsimlerde yaşanabilmekteymiş.

Yalıların altında Kayıkhaneler bulunmakta. O dönemlerde Boğazda insan ve eşya taşıyan Pazar Kayıkları çalışmaktaymış.  1827 yılında, II. Mahmud zamanında,halk arasında “Buğ Gemisi” olarak anılan, ilk buharlı gemi satın alınmış.

 Şirket-i Hayriye

1851’de Sultan Abdülmecid döneminde Şirket-i Hayriye kurulmuş. Şirket-i Hayriye kurulduktan sonra Boğaz’ın her iki yakasına da iskeleler yapılmış.

Dünyanın İlk Araba Vapuru “Suhulet”

1870 yılında, Şirket-i Hayriye ‘nin müdürü Hüseyin Haki Bey, memurlarından İskender Efendi ve Tersane-i Amire Kalfalarından Mehmet  Usta ile birlikte arabaları taşıyan bir gemi tasarlarlar ve İngiltere’ye gönderilen çizimlere göre gemi inşa edilir. Namık Kemal tarafından“Suhulet” ismi verilen “dünyanın ilk araba vapuru” ilk seferini 1872 yılında gerçekleştirir. Suhulet vapurunun bu başarısından sonra İngiltere’ye aynı tersaneye “Sahilbent” feribotu ısmarlanır.

Avrupa Yakası

ORTAKÖY:Türklerin Kanuni Sultan Süleyman döneminde yerleşmeye başladığı Ortaköy, Osmanlı Döneminde Hanım Sultan’ların yaşadığı bölge.

Ortaköy Camii:Sultan Abdülmecid zamanında Nigoğos Balyan tarafından yapılan barok mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Ortaköy Camii (Büyük Mecidiye Camii) hayranlık verici bir eser.

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar,

Esma Sultan Yalısı:  I. Abdülhamid’in kızı Esma Sultan için yapılmış. Genç yaşta dul kalan Sultan’ın Hanedan boyunca en renkli hayatı yaşayan Hanım Sultanlardan biri olduğu söylenmekte. Esma Sultan’ın ölümü üzerine II. Abdülhamit yalıyı kız kardeşi Cemile Sultan’a, Cemile Sultan öldükten sonra da kızı Fatma Sultan’a verir. 1915 yılında Osmanlı saray hanedanının mülkiyetinden çıkan yapı; okul, tütün deposu, marangozhane ve depo olarak kullanılır. Binanın içi 2001 yılında cam ve çelik kullanılarak yenilendi. Günümüzde sosyal toplantılar için hizmet vermekte.

Ortaköy Sahil Sarayları:  Yan yana inşa edilmiş üç yalı: Fehime Sultan Yalısı, Hatice Sultan Yalısı ve Fehime (Naime)Sultan Yalısı"Ortaköy Sahil Sarayları"olarak bilinmekte:
Fehime Sultan Yalısı: V. Murat’ın kızı Fehime Sultan’ın bugün var olmayan Yalısı Köprü'nün ayakları altında bulunmakta idi.

Hatice Sultan Yalısı:V.Murat’ın diğer kızı Hatice Sultan’a ait yeşil renkli Yalı, amcası II. Abdülhamit tarafından düğün hediyesi olarak verilmiş.  2006’da İstanbul Valiliği’nce tahliye edilene kadar Yüzme İhtisas Kulübü olarak kullanılan Yalı restore edilmekte.

Fehime (Naime) Sultan Yalısı:Yalının asıl ismi Naime Sultan Yalısı. 2002'deki yangına kadar Gaziosmanpaşa Ortaokulu olarak kullanılan Yalı, II.Abdülhamid'in kızı Naime Sultan’a aitti. Yangında harabeye dönen Yalı restore edilmekte.

Bu iki yalının geçmişinde büyük bir skandal gizlenmekte. V.Murad,1876'da tahtan indirilip ailesiyle Çırağan Sarayı'na hapsedilince, yerineII. Abdülhamidgeçer. V.Murad’ın kızı Hatice Sultan,
amcası II. Abdülhamid tarafından, padişah kızlarının seçkin ailelere mensup delikanlılarla evlendirilmeleri teamülüne aykırı olarak, sıradan bir aileden gelenAli Vâsıf Efendiile evlendirilince, intikam için, bitişiğindeki yalıda yaşayan, II. Abdülhamid’in kızı Naime Sultan’ın eşi Kemaleddin Paşa ile gizlice mektuplaşmaya başlar. Mektupların hükümdarın eline geçmesi üzerinde Naime Sultan da Hatice Sultan da eşlerinden boşanır. Hanedan üyelerinin yurt dışına çıkarılmasından sonra, Hatice Sultan 1938 yılında Beyrut’ta tek başına yokluk içerisinde yaşamını yitirirken, aldatılan Naime Sultan da Tiran’da 1944’teki komünist darbe sırasında kaybolur.

Ortaköy'deki üçüncü yalının sahibi olanFehime SultaniseNice şehrinde 1929'da aynı sıkıntılar içerisinde hayatını kaybeder.

Kuruçeşme- Arnavutköy

 Adını Köprülü Hemşire Çeşmesi’nden aldığı söylenen Kuruçeşme ve çileklerinin kokusuyla ünlenen, “Melekler Köyü” Arnavutköy…

Tezkireci Osman Efendi Camii:Kuruçeşme sahil yolu üzerindeki camiyi yaptıran Osman Efendi’nin, Sultan I. Mahmud’un tezkirecisi (katibi) olduğu ve caminin de o dönemde yapıldığı söylenmekte. İki katlı caminin altında Köprülü Hemşire Çeşmesi bulunmakta.

Galatasaray Adası: Kuruçeşme sahilinin tam karşısında yer alan Adanın asıl ismi Sarkis Balyan Adası.     Ada, Sultan Abdülaziz tarafından 1872 yılında baş mimar Sarkis Balyan'a hizmetlerinden ötürü veriliyor. Sarkis Balyan adaya bir köşk inşa ediyor hatta dünyaca ünlü ressam Ayvazovski  1874 yılında burada konaklıyor ve Osmanlı için resimler yapıyor. 1. Dünya Savaşı'ndan sonra Şirket-i Hayriye vapur işletmesine kiraya veriliyor ve kömür deposu olarak kullanılıyor. 1957 yılında ise dönemin Galatasaray Spor Klübü başkanı Sadık Giz tarafından satın alınıyor. Günümüzde eğlence mekanı olarak işletilmekte.

 Ali Vafi Köşkü: Meşhur yol yalılarından, cihannümaları oldukça etkili olan bir Köşk. Diğer adı Ayvazpaşazade Yalısı. İlk olarak Ermeni bir bankere ait iken, 1915 yılında Giritli Ali Bey tarafından satın alınmış ve onun adı ile anılmakta. Bir zamanlar bahçesinde darphane olduğu ve su ile çalışan bir asansör ile arka bahçelere çıkıldığı söylenmekte. Günümüzde on üç daireli bir apartman.

Makbule Atadan Yalısı:Manevi değeri nedeniyle ayrı bir öneme sahip, zaman zaman Atatürk’ün de ağırlandığı bu Yalıda Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan uzun yıllar yaşamış.

Halet Çambel Yalısı:Sultan II. Mahmud döneminin Ermeni bahçıvanbaşı için yapılmış kırmızı Yalı. Arkeoloji alanında dünyanın sayılı isimlerinden Prof. Dr. Halet Çambel’e ait olan Yalı, Boğaziçi Üniversitesi’ne bağışlanmış.

Arnavutköy-Tevfikiye Camii:1832 yılında Sultan II. Mahmud zamanında yaptırılan deniz kıyısındaki bu Camii oldukça sade bir yapı.

Arnavutköy Karakolu:Caminin hemen yanındaki Süslü Karakol kapısının üzerindeki Abdülmecid tuğrası ile dikkat çekiyor.

BEBEK:Semtin ismini İstanbul’un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet’in bu bölgenin muhafazasına memur ettiği bölükbaşının ‘Bebek kadar güzel yüzlü’ olmasından dolayı takılan “Bebek” lakabından aldığı söylenmekte.

Mısır Konsolosluğu(Valide Paşa Yalısı):Sultan II. Abdülhamid tarafından Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa’nın annesi Emine Valide Paşa’ya hediye edilen, Boğaz’ın en büyük yalılarından biri. Emine Valide Hanım, Sultan’ın çok saygı duyduğu bir kişi olup, Sultan tarafından kendisine Paşa unvanı verilmiş ve  Osmanlı’da Paşa unvanını alan tek kadın olmuş. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Emine Valide Paşa, bu Yalıyı Türkiye Cumhuriyeti’ne hediye etmek ister. Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte “Ağa”, “Paşa” ve “Bey” gibi unvanlar kaldırıldığından yapılan yazışmalarda “Emine Valide Paşa” yerine “Bebekli Emine Hanım” ifadesi kullanılır. Rivayete göre “Paşa” unvanın kullanılmayıp, kendisine “Bebekli Emine Hanım” denmesine çok sinirlenen Valide Paşa bu kararından vazgeçer ve Yalıyı konsolosluk olarak kullanılması için Mısır Devletine bağışlar.

Bebek Camii (Hümayûn-u Âbad Camii): Alçak duvarlı bir avlu içinde yer alan, kare planlı ve kubbeli Camii, Mimar Kemaleddin  Bey tarafından yapılmış.

Fuzuli Heykeli: Bebek Cami’nin yanında yer alan parkta, Divan edebiyatının en büyük şairlerinden Fuzuli’nin heykeli bulunmakta.

Kayalar Mescidi:Bebek ve Rumeli Hisarı arasında, kiremit çatılı, ahşap bir ev görünümlü, küçük bir minaresi olan, İstanbul’un nadir ahşap mescitlerinden.

Yılanlı Yalı:Bebek ile Rumeli Hisarı arasındaki Yalının ismine dair şu rivayet anlatılır. II. Mahmud, bir boğaz gezintisi sırasında bu Yalıyı görür, çok beğenir. Konuyu Yalı sahibinin dostu Said Efendi’ye açar. Said Efendi de arkadaşının Yalısını korumak için Yalı’nın yılanlı olduğunu uydurur. Padişah Yalıyı almaz ama Yalının adı “Yılanlı Yalı” olarak kalır. 1964 senesinde çıkan bir yangınla hasar gören Yalı aslına uygun olarak restore edilmiş.

Aşiyan-Rumeli Hisarı

Farsça Aşiyan “Kuş Yuvası” anlamına gelmekte. Rumeli Hisarı ise ismini Hisar’dan almakta.

Aşiyan Parkı, Mezarlık  ve  Aşiyan Müzesi:Bebek Rumeli Hisarı arasında sahildeki Aşiyan Parkı’nda başına martı konmuş Orhan Veli Kanık heykeli ve tepede aralarında Orhan Veli Kanık, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Münir Nurettin Selçuk gibi edebiyatçılar ve bestekarların da yattığı Aşiyan Mezarlığı bulunmakta.    Parkın yanındaki yokuş ise sizi Tevfik Fikret’in müze haline getirilmiş evine ulaştırıyor.

Rumeli Hisarı(Boğazkesen Hisarı): Rumeli Hisarı, Avrupa Yakasında Boğaz’ın en dar ve akıntılı kısmına, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethinden önce, boğazın kuzeyinden gelebilecek saldırıları engellemek amacıyla,uzaktan bakıldığı zaman eski harflerle ''Muhammed”biçiminde okunacak şekilde yaptırılmış.Anadolu yakasındaki Anadolu Hisarı'nın tam karşısına inşa edilen Rumeli Hisarı, dört ay gibi kısa bir sürede tamamlanmış. Saruca Paşa, Halil Paşa ve Zağanos Paşa adlarında üç büyük ve küçük Zağanos Paşa adında bir küçük toplam dört kulesi; 13 adet irili ufaklı burcu bulunmakta.

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar,

Mısırlı Yusuf Ziya Paşa Konağı (Perili Köşk) :Merdivenli, kırmızı kuleli tuğladan yapılmış bina Mısırlı Yusuf Ziya Paşa tarafından yaptırılmış. Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa ile aralarındaki rekabet yüzünden Yalısının Hıdiv Kasrı’ndan büyük olmasını istemiş. Ancak 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı'nın patlaması ve Osmanlı İmparatorluğu'nun da savaşa girmesi nedeniyle inşaatı yapan ustalar askere alınınca inşaat yarım kalmış.  Yusuf Ziya Paşa, maddi sıkıntıya düşünce ailesiyle birlikte Mısır’a göç ettiği için ıssız kalan Köşk’e “Perili Köşk” dendiği rivayetler arasında. Sonrasında Köşk kalfalar tarafından tamamlanmış. Yusuf Ziya Paşa bir süre sonra Mısır’da ölünce, vasiyeti gereği Yalıdaki kulenin taşları sökülerek Mısır’a götürülmüş ve bunlardan Yusuf Ziya Paşa’nın mezarı yapılmış. 1933’te Köşk restore edilmiş. Yol geçtiği için yalı vasfını yitiren ve otuz sene yalnızlığa terk edilen Köşk, Borusan Holding tarafından 2002 yılında 25 yıllığına kiralanmış. Günümüzde hafta içi holdingin ofis binası olarak kullanılan Köşk, hafta sonları ise müze olarak hizmet vermekte.

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar,

Tophane Muşiri Zeki Paşa Yalısı: Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün hemen altında yer alan, Boğaz’ın en kıymetli yalılarından biri. II. Abdülhamid’in en sadık adamlarından Zeki Paşa için yaptırılmış. Yalı daha sonra Sultan Vahdettin’in kızı Sabiha Sultan’a ve damadı Son Halife Abdülmecid Efendi’nin oğlu Ömer Faruk Efendi’ye geçmiş. Yakın dönemde hayatını kaybeden Neslişah Sultan bu Yalıda dünyaya gelmiş. Ömer Faruk Efendi ve ailesi yurt dışına çıkarılana kadar burada yaşamışlar.

EMİRGAN:  Rengarenk lalelere ev sahipliği yapan Emirgan ismi Emir Mirgüoğlu’ndan gelmekte. Sultan IV. Murad’ın Revan seferi sırasında Revan kalesi komutanı olan Emir Mirgünoğlu kaleyi savaşmadan Osmanlı’lara teslim edince Sultan tarafından affedilir. İstanbul’a getirilir, Yusuf Paşa ismini alır ve Emirgan’da oturmasına izin verilir.

Emirgan Korusu ve Köşkler: IV.Murat tarafından Emir Mirgünoğlu’na verilen koru sonradan Mısır Hidivi İsmail Paşa’ya verilmiş. Koru 1943 yılında İstanbul Belediyesi tarafından satın alınarak halka açılmış. İsmail Paşa korunun içerisine Sarı, Beyaz ve Pembe Köşkleri inşa ettirmiş. Sarkis Balyan tarafından yapılan ve İsviçre şalelerini andıranSarı Köşkbeyaz sarı karışımı rengiyle bir kuş yuvası görünümünde. İki katlıPembe Köşk ise tam bir Osmanlı evi üslubunda, ahşap kaplamalı, ismine uygun olarak sardunya pembesi renginde. Dikdörtgen planlı, iki katlı kagirBeyazKöşk’ün çatısı ahşaptan. Köşkler günümüzde restoran-cafe olarak hizmet vermekte.

Koca Mustafa Reşit Paşa Sarayı(Baltalimanı Kemik Hastanesi) :19. yüzyılın ilk yarısında Sadrazam Mustafa Reşit Paşa tarafından iki katlı ve kâgir olarak yaptırılan bina, Sultan Abdülmecit'in kızı Fatma Sultan ile evlendirilen, Mustafa Reşit Paşa'nın oğlu Galip Paşa'nın ikametine tahsis edilmiş ve Galip Paşa'nın ölümünden sonra Hazine tarafından satın alınmış. 1887 yılında II. Abdülhamit'in küçük kız kardeşi Mediha Sultan'a tahsis edilen bina Mediha Sultan'ın Damat Ferit Paşa ile evlenmesinden sonra Damat Ferit Paşa Sarayı olarak anılmış ve 1922 yılına kadar yazlık saray olarak kullanılmış. Cumhuriyet döneminde Saray bir dönem metruk ve kapalı kalmış, bir süre Tarım Bakanlığı'na bağlı Balıkçılık Enstitüsü olarak kullanılmış ve 1943 senesinde Sağlık Bakanlığı'na devredilmiş. Günümüzde Sağlık Bilimleri Üniversitesi Metin Sabancı Baltalimanı Kemik Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak hizmet vermekte.

Şerifler Yalısı:Önünden geçirilen yol nedeniyle denizle bağlantısı kesilen, Avrupa yakasının en eski ve iç süslemeleri bakımından en dikkate değer Yalı’sı olan Şerifler Yalısı adını, bir dönem Yalının sahibi olan ve İngiliz Arabistanlı Lawrence işbirliğiyle Osmanlı’ya karşı ayaklanan Mekke Şerifi Hüseyin’den almakta.

Prens Mehmed Ali Hasan Köşkü (Atlı Köşk):Sultan Abdülmecid tarafından Hıdiv Mehmed Ali Paşa’ya hediye edilen arazi içerisindeki Köşk, 1925 yılında Mısır Hıdiv ailesinden Prens Mehmed Ali Hasan tarafından yenilenerek bugünkü haline getirilmiş ve Hıdiv ailesinin değişik mensupları tarafından uzun yıllar yazlık konut olarak kullanılmış. 1951 yılında Sabancı ailesine satılan Köşk, Sakıp Sabancı tarafından konut olarak kullanılmış. 1998 yılında müzeye dönüştürülmek üzere Sabancı Üniversitesi'ne bağışlanmış ve  2002 yılında da ziyarete açılmış.

 

İSTİNYE-YENİKÖY:Bizans döneminde “Stenia” olarak bilinen İstinye ve tarihi yalıların sıralandığı, Rumların verdiği isimle Nihori, Osmanlıların Türkçeleştirdiği adıyla Yeniköy…

Deli Fuad Paşa Yalısı:İlk sahibi İran Büyükelçisi Hacı Muhsin Han olan Yalı bir dönem sahibi olan Fuad Paşa’nın adıyla anılır. Osmanlı-Rus Savaşında gösterdiği cesaret nedeniyle “Deli” lakabı verilen Fuad Paşa, II.Abdülhamid tarafından bir dönem sürgüne de gönderilmiş.    

Recaizade Mahmud Ekrem Yalısı:Yeniköy’ün girişinde yer alan ve üç ayrı binadan oluşan Yalı, Servet-i Fünun Edebiyatının doğuşuna tanıklık etmiş.

Faik Bey -Pakize Hanım Yalısı:Gümüşhane Mutasarrıfı Faik Bey tarafından yaptırılmış daha sonra Pakize Hanım’a geçmiş.  Yalı vasfını kaybetmiş, apartman düzeninde kullanılmakta.

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar,

Afif Ahmed Paşa Yalısı:Osmanlı Bankası binası ve Pera Palas Oteli’ni de yapan mimar Alexandre Vallaury tarafından XIX. yüzyıl sonunda doğu ve batı tarzlarını harmanlayan bir üslupla inşa edilmiş. Pera Palas’ın eski sahibi Misbah Muhayyeş tarafından Afif Ahmed Paşa’nın ailesinden satın alınan Yalıda  “Orient Ekspresi’nde Cinayet” adlı romanını yazmak için İstanbul’u ziyaret eden ünlü yazar Agatha Christie’de misafir edilmiş.

Ebu Bekir Ratıp Yalısı:Mısırlı Ebu Bekir Ratıp tarafından 1860 yılında satın alınmış üç katlı Yalı, kare planlı olup birinci ve ikinci katları ahşaptan.

Selahattin Adil Paşa Yalısı: Adını bir dönem sahibi olan, Çanakkale Savaşı’nın önemli komutanlarından Selahattin Paşa’dan alan Yalı, diğer Boğaz yalılarından farklı mimarisi ile sarı renkli kagir bir yapı.

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar,

 

Doktor Hulusi Behçet Yalısı:İlk sahibi Çaycı İstapan Bey olan Yalı, adını ünlü deri hastalıkları uzmanı Ordinarius Profesör Hulusi Behçet’ten almakta. Kubbeli bir kısmı bulunan Yalı değişik mimarisiyle dikkat çekici.

Burhanettin Sezerar Yalısı:Yalıya adını veren Burhanettin Sezerar, Dolmabahçe Sarayı gibi çok sayıda binaya elektriği ilk getiren isim olarak bilinen biri.

Madenci Arif Bey Yalısı:1900’lerde Madenci Arif Bey tarafından inşa ettirilen, batı mimari tarzındaki bu Yalı bir dönem Sipahi Ocağı tarafından kullanılmış.

Doktor Ferit Talay Yalısı:  Yalının bilinen ilk sahibi Atatürk’ün yakın dostu Dr. Rasim Ferit Talay.  İstanbul işgal altında iken Minber Gazetesi burada çıkarılmış. Atatürk’ün İstanbul’a geldiğinde bu Yalıda çok defa kaldığı anlatılmakta.

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar,

Şehzade Burhaneddin Yalısı:1911’de II.Abdülhamid’in oğlu Şehzade Burhaneddin tarafından satın alınan Yalı, hanedan yurt dışına çıkarılınca 1923'te Mısırlı Ahmet İhsan Bey'e geçmiş. Yalı, ‘Mısırlılar Yalısı' olarak da bilinir. Denize 60 metre rıhtımı olan Yalı, Kıbrıslı Yalısı'ndan sonra Boğaziçi'nin en uzun rıhtıma sahip Yalısı.

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar,

Gazioğlu-Beyazcıyan-Kara Todori Yalıları:Bitişik nizamlı üç yalı. Gazioğlu bir dönem Sipahi Ocağı merkezi imiş. Kara Todori Yalısı 1871’de Sarkis Balyan tarafından Çırağan Sarayı’ndan arta kalan malzemelerle yapılmış. Ortadaki Beyazcıyan Yalısı ise Mıgırdıç Beyazcıyan tarafından yaptırılmış.

Sait Halim Paşa Yalısı:Adını, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın torunu ve eski Osmanlı Sadrazamı Sait Halim Paşa'dan alan Yalı 19. yüzyıl sonlarında inşa edilmiş. Önündeki heykellerden dolayı “Aslanlı Yalı” olarak da bilinmekte. 1995 yılındaki yangından sonra restore edilmiş, günümüzde sosyal etkinliklere ev sahipliği yapmakta.

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar,

Feridun Bey Yalısı:1930’larda Feridun Bey tarafından yaptırılan Yalı, değişik mimarisiyle oldukça dikkat çekici.

Mısırlı Fuat Bey Yalısı:Adını II. Abdülhamid’in Mısırlı damadı Fuat Bey’den alan Yalı, taş ve kagir giriş katı üzerine iki ahşap kattan meydana gelmekte.

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar,

İhmalyan Yalısı (Eyüp Paşa Yalısı) :Eyüp Paşa tarafından inşa ettirilen Yalı, Parsık İhmalyan’a satılmış. Yeniköy vapur iskelesinin bitişiğindeki bu Yalı ismi gibi ihmal edilmiş, harap bir halde bulunmakta.

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar,

 

Faik ve Bekir Bey Yalıları-İkiz Yalı:

Sara Sultan’ın ikiz kızları için yaptırılmış birbirine bitişik ve üç katlı iki yalı sonradan iki ayrı bölüm halinde satılmış.

İstanbul Boğazının İncileri Yalılar,

Gönen- Dadyan-Sandoz Yalıları:  Bitişik nizamlı bu üç yalıdan;  kırmızı renkli Gönen Yalısı, 1880’de Venedik tarzı inşa edilmiş. Ortadaki beyaz renkli Dadyan Yalısı; 18.yy sonlarında barut ticareti ile uğraşan, Sultan II.Abdülhamit döneminde, feshinde Osmanlı arması taşıma izni verilen tek Vezir olan, Artin Dadyan’ın da mensubu olduğu Ermeni bir aile için yaptırılmış. Çapraz kirişleriyle İsviçre evlerini anımsatan Sandoz Yalısı ise Mösyö Pardoe isimli birFransıztarafından yaptırılmış.

Avusturya Konsolosluğu(Cezayirliyan Yalısı):Sultan II. Abdülhamid tarafından Avusturya-Macaristan İmparatoru I.Franz-Joseph’e hediye edilen ve şu an Avusturya konsolosluğu kültür merkezi olarak kullanılan yapı ihtişamıyla adeta bir saray görünümünde.

Ziya Kalkavan Yalısı:Sultan Abdülaziz ve Sultan II. Abdülhamid döneminin meşhur matbaacısı Stephan Damaryan tarafından yaptırılmış. Yalı bir çok kez el değiştirmiş. Dik çatılı İsviçre mimarisi özelliği taşıyan bir yapı.

TARABYA:Semtin isminin nereden geldiğine dair çeşitli rivayetler var. Bunlardan birine göre Therapeia (tedavi) kelimesinden gelmekte bir diğerine göre ise Sultan II.Selim bu bölgeyi sevdiği için “Keyifli yer” anlamına gelen “Tarabiye” dediği şeklinde.

Huber Köşkü:19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başında Alman Mauser ve Krupp firmalarının temsilciliğini yapan silâh komisyoncusu Huber kardeşler tarafından yaptırılan Köşk, bugün de aynı adla anılmakta. İkinci Meşrutiyet’ten sonra Huber kardeşlerin ülkelerine dönmesi üzerine mülkiyeti 1932 yılına kadar Mısırlı Prenses Kadriye ve eşi Mahmut Hayri Paşa’ya geçen Köşk, bu tarihten sonra Notre Dame de Sion Okulu’na bağışlanmış. 1985 yılından itibaren de Cumhurbaşkanlığı Yazlık Köşkü olarak kullanılmakta.

Alman ve İtalyan  Konsoloslukları Yazlık Rezidansları:1880 yılında Sultan II. Abdülhamit tarafından Alman İmparatorluğu’na şu anki Köşk’ün üzerinde bulunduğu Tarabya’daki arazi hediye edilmiş. Köşk ise 1885-1887 yıllarında inşa edilmiş. Burada ayrıca 1. ve 2. Dünya Savaşları ile Çanakkale Savaşı'nda hayatını kaybeden Alman askerleri için yaptırılmış bir şehitlik bulunmakta.

İtalya’nın İstanbul Başkonsolosluğu yazlık rezidansı olan Köşk,  Sultan İkinci Abdülhamid tarafından Karadağlı Prenses Elena’ya düğün hediyesi olarak verilmiş. Villa Tarabya adı verilen Köşk’te restorasyon çalışmaları sürmekte.





Related news

  • Bitkilerler Kilo Verme
  • Bademcik enfeksiyonuna doğal şifa
  • 22 Eylül Sonbahar Ekinoksu ve Astroloji Arasındaki İlişki
  • 14-21 Eylül Burç Yorumu
  • Kıvırcık Saçlar İçin Öneriler

  • İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar

    İstanbul Boğazının İncileri Yalılar